20 Aralık 2010 Pazartesi

Şarkı Sözleri #02

Mor ve Ötesi-Bir

Sen baktın, tüm gözlerim kıskandı resmini
Sarıldık takvimlerce anlattık ki hayata
Zaman yok kucağında, tek bir an bile yeter bana zaten

Yarım kalan bu düş bizim mi
Yoksa yiten ben miyim derken
Nerden geldin sen
Kaybeden ben miyim derken
Nerden geldin sen

Sarhoştum evindeydi ellerim
Bütün günlerden başka bir ismin vardı senin
Titredim zamansızca, dün ve yarın yok oldu yanında
Yarım kalan bu düş bizim mi
Yoksa yiten ben miyim derken nerden geldin sen

19 Aralık 2010 Pazar

Biz sanki çok mu özgürüz.Bizim mavi halk otobüsünün pencereleri açık diye özgür mü olduk.Dışarıda görebildiğimiz bizim özgürlüğümüz mü?İnsanın düşünmeye ihtiyacı olur bazen.Kendin kapatır bir yere;bir odaya bir banyoya.Demek bu kapanmaya ihtiyacı var insanın.Kendi isteğiyle yapar bazen,bazen birileri tarafından.Annesi evden tekrar kaçmasın,hatasını anlasın diye kapatır kızını,çocuk yaramazlık yaptı diye yaşatırlar bunu.Bu cezayı kim veriyor.Anne babanın ceza vermeye onu hapsetmeye hakkı var mıdır çocukları üzerinde.Yok.Hiç kimsenin yok.O çocuk yaparken bilmiyorsa başına gelecekleri hiç yok.Biliyorsa onu kucaklamak ona yanlışını dokunarak anlatmak daha etkili olmaz mı?Kolayı yapıyorsunuz.O içeride anlayacak yaptığını,siz dışarda özgürlüğünüzü yaşarken...Çıktığında onu küçümseyeceksiniz bir zaman daha.Ama hani o orada çekecekti cezasını.Neden çıktığında da devam ediyor ki.Eğer bunu yapmayacaksanız,her şey o dört duvar arasında bırakmakla hallolacaksa deneyin tabi ama önce kendinizi deneyin.Orada kalsaydınız sizin için değişenlere katlanıp katlanamayacağınızı görmeye çalışın önce.
Güneş resmi çizmek istiyorum ama hiç sarı kalemim yok,hatta hiç renkli kalemim yok.Mutluluğu ararken ilk engelden geri dönmek ya da yan yollara sapmak zorunda kalmak...Olduğum yere dönmek mi,yoksa başkayı denemeye cesaret edebilmek mi?....Yanımdan çığlık atarak geçen sinek bana ne söylemeye çalıştı.Ben de siyah bir yuvarlağım,elindeki kalemle çizebileceğin güneşinim ben senin mi dedi.Alakasız cümleler mi sıralandı arka arkaya.Dışardan bakıldığında yani.Zaten en fazla oradan görebilir çoğu.Bazen içime en yakın duranlar bile göremez ardını.Gün geldiğinde benim içimde yaşamış olan mucizeler de bana karşıdan baktıklarında göremeyecekler içinde ne olduğunu.Unutmuş olacaklar,hatırlayamayacaklar..
Ben biliyor muyum peki her şeyi.İçim kapısını bazen açıp bazen kapıyor,görebildiklerimle idare etmek zorunda bırakıyor beni bile.

16 Aralık 2010 Perşembe

Mutsuzluk

İçe en derin işleyen olay bu herhalde..Bir işledi mi hep nükseder ne kadar mutlu gözüksekte..Hayatı bir zaman sadece yalan olarak yaşıyoruz..Yalandan gülmeler,yalandan mutluymuş gibi yapmalar ama bir tek sen biliyorsun ki hepsi kocaman bir yalan..

Biliyorsun ama değişmiyor bişey yine bir süre unutuyotsun o içine işleyen şeyi sonra bir anda yine vuruyor en zayıf noktana..Dünyadaki en umursamaz insan gibi görünsende vuruyor işte..Psikolojik bir sorun olabilir çok fikrim yok bu konuda ama şu midemden başlayıp göğüs boşluğuma kadar her yerin sıkışmasını açıklayamıyorum..

Ruh daralıyor fazlasıyla..Yağmur altında yürüdükçe açılacak sanıyorum ama daha fazla daralıyor..Koşmaya başlıyorum..Yok yine aynı duruyorum sadece duruyorum bir süre 3 dakika 5 dakika kadar..Amaçsızca sadece mutlu olabileceğimi düşünürken ama olmuyor..Ne oldu lan bana durup dururken diye düşünüyorum..Mutlu olmak için bişeyler yapıyorum ama mutluluğa ulaşamıyorum..Nasıl bir ruh halinde olduğumu bile çözemeden eve yürümeye başlıyorum her adımda daha da mutsuz olarak..

Ne istiyorum diyorum..Bilmiyorum..Eve geliyorum herşey daha sıkıcı..Yine yalandan gülümsemeye başlıyorum arkadan Redd giriyor:

-Keyifli bir gün...Yine de keyifli bir gün..

10 Aralık 2010 Cuma

Türk Telekom Arena

Açılışı 15 Ocak'ta yapılacakmış ve açılışı Recep Tayyip Erdoğan yapacakmış..

İstemiyorum lan açmayın o zaman o stadı Fenerli biri açacaksa..O gün o açılışa siyaset karıştıracak biri açacaksa..

Ali Sami Yen'de devam edelim..Daha açılmadan stattan soğutuyorsunuz..Adnan Polat yönetiminden daha iyisi beklenmezdi herhalde..Sıkıldım gerçekten artık bu herifin yaptıklarına sinirlenmekten..

Yandı Dertler Bitti Tasa

..Ben kurbanım bu cambaza..Bağıra bağıra söylüyorum şu an bu şarkıyı bütün boğaz ağrıma rağmen..Canım yanıyor ama mutlu oluyorum..Fizik çalışmaya çalışırken bu kadar gaza gelmemi sağlayan Mor ve Ötesi'ne teşekkürlerimi bildiririm..

Hayatta bazen böyle kurban olunacak cambazlara ihtiyaç oluyor..Bu cambaz bir zaman müzik oluyor,bir zaman güzel bir dizi,bir zaman bir arkadaşla takılmak,sevgilinin yüzüne bakabilmek,güzel bir maç izlemek ya da şu yazıyı yazmak oluyor..O an bütün dert tasa yanıp gidiyor işte o cambaz alıyor sizi kendi ipine ve aynı ipte düşmeden yürümeye çalışıyorsunuz..

Gelmeye çalıştığım yer şu ki hayatta bizi mutlu edebilecek çok şey var..Pollyanna'ya selamlar olsun..

8 Aralık 2010 Çarşamba

Olsun

Yazıyı yazmak için hiç ön hazırlığım veya bir düşüncem yok şu an..Sadece yazmak istedim ve "Olsun" ulan yaz gitsin dedim..

Hayatımızda defalarca yapmışızıdır bunu mesela derse girmek istemediğimizde duyduğumuz suçlulukta kendimize söylediğimiz laf bu değil midir.."Olsun be oğlum ne olacak bir dersten"..Tabi bazen bu laf öyle güzel gelir ki 1 hafta bütün derslere girmeden bitirir insan..

Ya da ne bileyim takımın kaybettiği bir maçtan sonra "Olsun ya takım canavar gibi oynuyor haftaya kazanırız" diye avunmayan var mıdır?

Dünyanın en rahat sözlerinden biridir bu..Ama korkutucu olan sanırım şu yaşım bunu en çok kullanabileceğim zamanlar ve yıllar ilerledikçe "olsun" diyemeden yapmak zorunda olucaz bazı şeyleri..

Sorumluluk dedikleri şey bu olsa gerek adı bile korkutucu ya..Sorumluluk..

Ama bir gün gelecek ve o sorumluluğu almak için uğraşacağız..İşe girmek için,bir aile kurmak için,en önemlisi yaşamak için sorumluluk almak gerekcek..

Şimdilik bu "olsun" sözünün tadını çıkarmaya karar verdim..

Sınavlarım kötü..Olsun
Galatasaray çok kötü..Olsun
Çok uykucuyum..Olsun lan ne olacak
Ders çalışmayı sevmiyorum..Olsun

Amaç sanırım kendimi rahatlatmaktı bu yazıda..Benden bir Dostoyevski performansı bekleyen Perseis arkadaşım bunu beğenmeyecek muhtemelen..Amaan "OLSUN" ya ne olacak..

Aslımda

Banklara ve ağaç gölgelerine bakarken neyi aradığımı gördüm.80000 m2 alanın ilgimi çeken her yerini taradım gözümle ve biraz da yürüyerek.

Sonra geldiğim yer insanlardan uzak,iki ağaç arasında yere doğru düşünceli düşünceli bakan;mahsun,yorgun duruşlu bir banktı.Oturduğumda,içimde bir şeylerin hareket ettiğini,yer değiştirip,büyüyüp küçülerek,şekillere girerek köşe kapmaca misali boşalan yeri doldurmaya çalıştıklarını gördüm.Huzur içimdeki her yere oturdu o an.Henüz yerleşmemişken sevinç vardı onun yerinde ve heyecan ya da biraz mutsuzluk:Belki daha iyisi var vardı ama ben oraya yürüyorum.

Oturduktan bir süre sonra huzurumu farkedip neden huzurlu olduğumu çözemediğimde her şeyin aynı olduğunu,hiçbir şekilde tamamen mutlu olamayacağımı gördüm.Yani o duyguların yer değiştirdiği veya huzurun her yere yayıldığı doğru değildi.Onun kokusu daha ağır geliyordu sadece.Sonra burnun güzel koku kötü koku ayrımı yapmadan alışıp duymamaya başladığı kokular bölümüne gitti.

Her şey olduğu gibi, aslında her zaman aynı olduğunu, bir kez daha gösteriyordu..

Eğer benim gibi değilseniz bu sorgulamayı yapmayıp,o kör mutlulukla yaşayabilirsiniz..

6 Aralık 2010 Pazartesi

Karanlıktan Notlar-1

-Sadece bilgisayarın ışığı var odamda şu an..Hava kararmış,diğer odaların ışığı gelmiyor sadece bilgisayardan yüzüme vuran ışık..Korku filmi gibi anasını satıyım şimdi bir yerden bir tıkırtı filan duysam tam olacak :)

-Korku filmi demişken yüzde 90 kampa giden liselilerin başına gelen olayları konu ediyorlar..İlk önce bu liselilerin biri korkunç bir hikaye anlatır..O hikayeye inanmayanların başına gelir ne gelirse..O olmazsa da gözlüklü ve şişman olan arkadaşın başına gelir..Kısaca saçmadır fazlasıyla korku filmleri..

-Aha tıkırtı geldi :D

-Uyku dediğimiz şey bu aralar çok sık uğruyor benim odaya..11.30 da kalkan bir insanın uykusu niye gelir durup dururken ya..

-Son 1000 yılın en soğuk kışı dediler ama kış gelmiyor..Havalar soğumaya başlıyor sanırım..Kış geliyor bağıra çağıra,sevmem ki demek istiyorum artık..

-Blog iki kişilik ama ikinci kişi olaya ne zaman dahil olacak bilmiyorum hiç..Onun da gelişiyle şenlenir buralar.. :D

-Nba 2K11 son 1000 yılın en güzel oyunu :D

-How I Met Your Mother bitecek dediler korktum..Hazır değilim ben daha buna..

-Uzattım sanırım kaç not oldu bilmiyorum ama şimdilik bu kadar..Bir sonraki karanlıkta görüşmek üzere..Yayında ve yapımda emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum..

4 Aralık 2010 Cumartesi

Şarkı Sözleri #01

Pilli Bebek-Berrak

Berrak sudaki kırmızı balık
sana canım demek için
canımdan bir parça ve ışıksız gecelerin sessiz özgürlüklerini verdim

dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık

gözlerinden sızan güvensizliği, kuşkuyu
hiç bu renk bir sevgiyle yenmedin
ve güzelim sana sunduğum değerleri karşılıkların için de büyütmedim

dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık

gözlerinden sızan güvensizliği, kuşkuyu
hiç bu renk bir sevgiyle yenmedin
ve güzelim sana sunduğum değerleri karşılıkların için de büyütmedim

dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık
dışı sevda içi zindan değilim artık

Başlangıç

Bir bloga isim koymak ne kadar zor olabilrse o kadar zorlandık bu blogu açarken..Koyduğumuz isim ise şans eseri bir kelimenin yanlış hatırlanması sonucu ortaya çıktı..


Blog açma fikri benden çıkmış olsa da blog ortağım olan Perseis'in katkılarını yok sayamam..İsim onun sayesinde geldi..Teşekkür ediyorum buradan.. :)

Lafı fazla uzatmadan açılışı yapıyorum :

Hayırlı ve Uğurlu Olsun..