1 Ocak 2011 Cumartesi

Şarkı Sözleri #03

Mor ve Ötesi-Gece

Bıktım artık susmaktan, bunca yıl seninle geçti
Bir çift lafa muhtacız, iki yabancı gibi
Saat gece 3 olmuş
Kapında ben, ben yokum sanki
Şimdi gerçeği söyle sonra yap istediğini
Yeter artık hiçbirşey eskisi gibi değil
Yeter artık aslında sen hiç sevmedin
Yoruldum suçlanmaktan
Yanında hiç olmadım sanki
Yüzün herseyi söylerdi ama bakmıyor şimdi..

Zaman geçer büyürüz
Sertleşir dünya.....

20 Aralık 2010 Pazartesi

Şarkı Sözleri #02

Mor ve Ötesi-Bir

Sen baktın, tüm gözlerim kıskandı resmini
Sarıldık takvimlerce anlattık ki hayata
Zaman yok kucağında, tek bir an bile yeter bana zaten

Yarım kalan bu düş bizim mi
Yoksa yiten ben miyim derken
Nerden geldin sen
Kaybeden ben miyim derken
Nerden geldin sen

Sarhoştum evindeydi ellerim
Bütün günlerden başka bir ismin vardı senin
Titredim zamansızca, dün ve yarın yok oldu yanında
Yarım kalan bu düş bizim mi
Yoksa yiten ben miyim derken nerden geldin sen

19 Aralık 2010 Pazar

Biz sanki çok mu özgürüz.Bizim mavi halk otobüsünün pencereleri açık diye özgür mü olduk.Dışarıda görebildiğimiz bizim özgürlüğümüz mü?İnsanın düşünmeye ihtiyacı olur bazen.Kendin kapatır bir yere;bir odaya bir banyoya.Demek bu kapanmaya ihtiyacı var insanın.Kendi isteğiyle yapar bazen,bazen birileri tarafından.Annesi evden tekrar kaçmasın,hatasını anlasın diye kapatır kızını,çocuk yaramazlık yaptı diye yaşatırlar bunu.Bu cezayı kim veriyor.Anne babanın ceza vermeye onu hapsetmeye hakkı var mıdır çocukları üzerinde.Yok.Hiç kimsenin yok.O çocuk yaparken bilmiyorsa başına gelecekleri hiç yok.Biliyorsa onu kucaklamak ona yanlışını dokunarak anlatmak daha etkili olmaz mı?Kolayı yapıyorsunuz.O içeride anlayacak yaptığını,siz dışarda özgürlüğünüzü yaşarken...Çıktığında onu küçümseyeceksiniz bir zaman daha.Ama hani o orada çekecekti cezasını.Neden çıktığında da devam ediyor ki.Eğer bunu yapmayacaksanız,her şey o dört duvar arasında bırakmakla hallolacaksa deneyin tabi ama önce kendinizi deneyin.Orada kalsaydınız sizin için değişenlere katlanıp katlanamayacağınızı görmeye çalışın önce.
Güneş resmi çizmek istiyorum ama hiç sarı kalemim yok,hatta hiç renkli kalemim yok.Mutluluğu ararken ilk engelden geri dönmek ya da yan yollara sapmak zorunda kalmak...Olduğum yere dönmek mi,yoksa başkayı denemeye cesaret edebilmek mi?....Yanımdan çığlık atarak geçen sinek bana ne söylemeye çalıştı.Ben de siyah bir yuvarlağım,elindeki kalemle çizebileceğin güneşinim ben senin mi dedi.Alakasız cümleler mi sıralandı arka arkaya.Dışardan bakıldığında yani.Zaten en fazla oradan görebilir çoğu.Bazen içime en yakın duranlar bile göremez ardını.Gün geldiğinde benim içimde yaşamış olan mucizeler de bana karşıdan baktıklarında göremeyecekler içinde ne olduğunu.Unutmuş olacaklar,hatırlayamayacaklar..
Ben biliyor muyum peki her şeyi.İçim kapısını bazen açıp bazen kapıyor,görebildiklerimle idare etmek zorunda bırakıyor beni bile.

16 Aralık 2010 Perşembe

Mutsuzluk

İçe en derin işleyen olay bu herhalde..Bir işledi mi hep nükseder ne kadar mutlu gözüksekte..Hayatı bir zaman sadece yalan olarak yaşıyoruz..Yalandan gülmeler,yalandan mutluymuş gibi yapmalar ama bir tek sen biliyorsun ki hepsi kocaman bir yalan..

Biliyorsun ama değişmiyor bişey yine bir süre unutuyotsun o içine işleyen şeyi sonra bir anda yine vuruyor en zayıf noktana..Dünyadaki en umursamaz insan gibi görünsende vuruyor işte..Psikolojik bir sorun olabilir çok fikrim yok bu konuda ama şu midemden başlayıp göğüs boşluğuma kadar her yerin sıkışmasını açıklayamıyorum..

Ruh daralıyor fazlasıyla..Yağmur altında yürüdükçe açılacak sanıyorum ama daha fazla daralıyor..Koşmaya başlıyorum..Yok yine aynı duruyorum sadece duruyorum bir süre 3 dakika 5 dakika kadar..Amaçsızca sadece mutlu olabileceğimi düşünürken ama olmuyor..Ne oldu lan bana durup dururken diye düşünüyorum..Mutlu olmak için bişeyler yapıyorum ama mutluluğa ulaşamıyorum..Nasıl bir ruh halinde olduğumu bile çözemeden eve yürümeye başlıyorum her adımda daha da mutsuz olarak..

Ne istiyorum diyorum..Bilmiyorum..Eve geliyorum herşey daha sıkıcı..Yine yalandan gülümsemeye başlıyorum arkadan Redd giriyor:

-Keyifli bir gün...Yine de keyifli bir gün..

10 Aralık 2010 Cuma

Türk Telekom Arena

Açılışı 15 Ocak'ta yapılacakmış ve açılışı Recep Tayyip Erdoğan yapacakmış..

İstemiyorum lan açmayın o zaman o stadı Fenerli biri açacaksa..O gün o açılışa siyaset karıştıracak biri açacaksa..

Ali Sami Yen'de devam edelim..Daha açılmadan stattan soğutuyorsunuz..Adnan Polat yönetiminden daha iyisi beklenmezdi herhalde..Sıkıldım gerçekten artık bu herifin yaptıklarına sinirlenmekten..

Yandı Dertler Bitti Tasa

..Ben kurbanım bu cambaza..Bağıra bağıra söylüyorum şu an bu şarkıyı bütün boğaz ağrıma rağmen..Canım yanıyor ama mutlu oluyorum..Fizik çalışmaya çalışırken bu kadar gaza gelmemi sağlayan Mor ve Ötesi'ne teşekkürlerimi bildiririm..

Hayatta bazen böyle kurban olunacak cambazlara ihtiyaç oluyor..Bu cambaz bir zaman müzik oluyor,bir zaman güzel bir dizi,bir zaman bir arkadaşla takılmak,sevgilinin yüzüne bakabilmek,güzel bir maç izlemek ya da şu yazıyı yazmak oluyor..O an bütün dert tasa yanıp gidiyor işte o cambaz alıyor sizi kendi ipine ve aynı ipte düşmeden yürümeye çalışıyorsunuz..

Gelmeye çalıştığım yer şu ki hayatta bizi mutlu edebilecek çok şey var..Pollyanna'ya selamlar olsun..